Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u Fethi, 29 Mayıs 1453
Türk milleti tarihinde birçok zafer ve başarı mevcuttur. Bunlardan Fatih’in İstanbul’u fethini ve İstiklal Savaşını ilk akla gelenlerdendir.
Sultan İkinci Mehmed henüz yedi yaşlarında iken hocası Molla Ak Şemsüddin kulağına eğildi ve başarının en önemli kuralını fısıldadı:
“Hedefini tespit etmelisin.”
Önce hedef belirlendi:
“Kostantiniyye mutlaka fethedilecektir.”
Ak Şemsüddin hedef tespitinden sonrasını da söyledi:
“Dağ ne kadar yüksek olursa olsun yol onun üzerinden geçer. Sen dağ olmaya heveslenme asla gururlanma; yol ol ki herkes senin üzerinden geçerken sen dağların bile üzerinden geçesin.”
“Hocam ya şartlar elverişli olmazsa?” diye sordu.
Ak Şemsüddin hiç duraksamadan cevap verdi:
“Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir sana teslim olurlar. Çok çalışır çok dua eder ve çok istersen Allah’ın rahmeti tecelli eder rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar tahakkuk eder. (gerçekleşir)”
Günümüzde Liseden mezun olan arkadaşlarımız da yaklaşık 19-20 yaşlarında hayata atılmaktadırlar. Çoğu zaman hedef olarak kendilerine gösterilen ile sınırlı kalmakta olan arkadaşlarımız hedeflerine ulaşamadıklarında üzüntü duymaktadır. Liseden mezun olduktan sonraki hedef Türkiye’de üniversite kazanmaktan çok İyi ve kaliteli bir Üniversite Eğitimi almak olmalıdır. Sınavda yaşanan başarısızlıklar kimi arkadaşlarımızın azmini kırabiliyor. Eğitim almak istiyorsanız, hedeflerinizi daha iyi belirleyin. Şartları daha iyi değerlendirin ve seçeneklerinizi arttırıp alternatifler üretin. Ulaşmak istediğiniz Hedef ile aranızdaki imkansızlıklar önünüzde bazen dağ gibi gözükebilir. Böyle durumlarda geçmişte insanların başardıklarını, sorunları nasıl yendiklerini bir kez daha hatırlamak faydalı olabilir.
Bilenler bilir, bilmeyenler için Arif Nihat ASYA’nın Fetih Marşını bir kez daha hatırlatmak istedik.
FETİH MARŞI
Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiler, kalyonlar çekilecek...
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek...
Yürü: "Hala, ne diye oyunda oynaştasın?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!
Sende geçebilirsin yardan, anadan, serden...
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
Elde sensin, dilde sen... Gönüldesin, baştasın:
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!
Yüzüne çarpmak gerek, zamanenin fendini,
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini
Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!
Bu kitaplar Fatih’tir, selim’dir, Süleyman’dır;
Şu mihrap sinanüddin, şu minare Sinan’dır;
Haydi, artık, uyuyan destanını uyandır!
Bilmem neden gündelik işlerle telaştasın?
Kızım, sende Fatihler doğuracak yaştasın;
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan;
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan...
Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın...
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!
Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü, arslanım, fetih hazırlığı başlasın...
Yürü, hala ne diye, kendinle savaştasın?
Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!
Arif Nihat ASYA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder